top of page
6.jpg

Soma'da Emek, Enerji ve Gelecek

6 Haziran 2026

Soma Atatürk Kültür Merkezi

🟩 6 Haziran Cumartesi günü Soma Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşen Soma’da Enerji, Emek ve Gelecek panelinde Soma’daki emek mücadeleleri, mülksüzleştirme süreçleri ve Türkiye’nin kömür coğrafyalarında kömürden çıkışın beraberinde getirdiği çok boyutlu adaletsizlikler ele alındı. Özellikle 2014 Soma maden faciasının ardından derinleşen işçi hakları tartışmaları, kömür politikalarının yerel üzerindeki etkileriyle birlikte değerlendirildi. Bunun yanı sıra, enerji dönüşümü süreçlerinin kömüre bağımlı bölgelerde yarattığı istihdam kayıpları, geçim kaynaklarının çöküşü ve bu süreçlerin sınıf ve mekân eksenlerinde nasıl farklılaştığı sorgulanadı. Panel, adil dönüşüm kavramının Türkiye bağlamında ne anlama geldiğini tartışmaya açmaya çalıştı.

🟩 PANELİSTLER:
Fikret Adaman, Boğaziçi Üniversitesi
Çetin Erkalkan, emekli madenci
Gökçe Yeniev, Bristol Üniversitesi
Hülya Çeşmeci Cengiz, Mekanda Adalet Derneği

6 Haziran 15.30-17.00 – Atatürk Kültür Merkez, Soma – Manisa

YCL_2117_1.jpg

Soma'da Enerji, Emek ve Gelecek

Panel Özeti: Murat Büyükyılmaz, Fikir Gazetesi

06.06.2026

Adil dönüşüm sihirli degnek değil

 

Panelde ilk olarak söz alan Gökçe Yeniev, Soma’da enerji dönüşümünü konuşmanın, işçilerin kömüre ideolojik bir bağlılığı varmış gibi basitleştirilemeyeceğini vurguladı. Ona göre çevre ve iklim tartışmaları çoğu zaman iki tuzağa düşüyor: Bir yanda “iklim değişikliği önemli ama işçilerin umurunda değil” gibi yüzeysel bir okuma; diğer yanda ise mevcut ekonomik ve toplumsal gerçeklikleri dikkate almadan kurulan soyut dönüşüm senaryoları var.​ Oysa Soma’da soru daha somut: Bir gün kömürden çıkılacaksa, işçiler ve yerel halk bu sürecin yalnızca etkilenenleri mi olacak, yoksa dönüşümün öznesi haline gelebilecek mi? Türkiye’de yüksek işsizlik, kayıt dışı istihdam, düşük ücretler, uzun çalışma saatleri, zayıf sendikal haklar ve iş cinayetleri, işçilerin dönüşüm tartışmasına nasıl baktığını doğrudan belirliyor.​ Yeniev’in vurgusu bu yüzden önemliydi: Madencilerin adil dönüşüm tartışmalarına mesafeli durmasını çevrecilik karşıtlığı olarak okumak yanıltıcı olur. Bu mesafe çoğu zaman kömüre ideolojik bağlılıktan değil; alternatifsizlikten, güvencesizlikten, örgütsüzlükten ve geçim kaygısından besleniyor.

Kömürden çıkış mı, enerji genişlemesi mi?

Panelde yenilenebilir enerji yatırımları da tartışmanın dışında bırakılmadı. Yeniev, Soma ve çevresinde yaşanan sürecin çoğu zaman “enerji geçişi”nden çok “enerji genişlemesi” olarak işlediğini belirtti. Kömür üretimi sürerken güneş ve rüzgâr enerji santrallerinin yeni alanlara yayılması, dönüşümden çok enerji talebinin genişlemesi anlamına gelebiliyor. Bu durum, “yeşil dönüşüm” kavramının kendi başına masum ya da adil olmadığını gösteriyor. Güneş ve rüzgâr yatırımları da acele kamulaştırma, mera kaybı, tarım alanlarının dönüşümü ve yerel halkın karar süreçlerinden dışlanmasıyla yeni mülksüzleşme biçimleri yaratabiliyor. Yenilenebilir enerji teknolojileri için gerekli madenlerin, panellerin, fabrikaların ve küresel tedarik zincirlerinin emek koşulları da bu tartışmanın parçası haline geliyor. Soma’da soru yalnızca “kömürden çıkalım mı?” değil; “nasıl çıkalım, kimin söz hakkıyla çıkalım, yerine neyi nasıl kuralım?” sorusuydu.

 

Plansız çıkışın sonucu: Göç ve yeni güvencesizlik

Hülya Çeşmeci Cengiz, tartışmayı Türkiye’de kömür bölgelerinin genel krizi üzerinden genişletti. Ona göre Soma’da yaşananlar yalnızca Soma’ya özgü değil. Ankara Nallıhan’dan Ermenek’e, Tavşanlı’dan Elbistan’a kadar birçok kömür bölgesinde üretim daralması, özelleştirmeler, kapanma tartışmaları, işçi eylemleri ve yerel ekonomik krizler birbirine benzer biçimlerde yaşanıyor. Cengiz’in Ermenek örneği, plansız kömürden çıkışın neye yol açabileceğini gösteren çarpıcı bir tablo sundu. Ermenek’te madenlerin kapanması, kamu tarafından planlanmış bir geçiş politikasıyla değil, kaza sonrası oluşan kriz atmosferi içinde gerçekleşti. Bölgeye alternatif olarak koyun, çapa motoru, turizm, stadyum ve çağrı merkezi gibi farklı öneriler getirildi; ancak madenciler ve yerel halk karar süreçlerinde yeterince temsil edilmediği için bu girişimler kalıcı bir çözüm üretemedi.

Sonuç, göç ve yeni güvencesizlik oldu. İnsanlar borçlarını ödemek, sigortalılıklarını sürdürmek ve geçimlerini sağlamak için başka kentlere, başka madenlere ya da düşük ücretli sektörlere yöneldi. Kadınlar bazı yeni istihdam alanlarına katılsa da çoğu zaman ucuz emek gücü olarak konumlandı. Bu nedenle adil geçiş, yalnızca iş değiştirme programı değil; bölgesel planlama, sağlık, kreş, ulaşım, sosyal hizmetler, toplumsal cinsiyet eşitliği ve yerel katılım meselesi olarak ele alınmak zorunda. Cengiz’in vurguladığı gibi, adil geçiş bir proje diliyle değil, hak mücadelesi olarak kurulduğunda anlam kazanabilir. Aksi halde kavram, sermayenin kullanabildiği parlak ama içi boş bir ifadeye dönüşme riski taşıyor.

“Bu bir seçim değil, zorunluluk”

Panelin en güçlü tanıklıklarından biri emekli madenci Çetin Erkankan’dan geldi. Soma’nın Bayat Köyü’nde tütüncü bir çiftçi ailesinin çocuğu olarak büyüdüğünü anlatan Erkankan, 2000’li yıllardan sonra tarımın ve çiftçiliğin değersizleştirilmesiyle madenciliğe geçmek zorunda kaldıklarını söyledi.Erkankan’ın anlatısında madencilik bir tercih değil, zorunluluktu. Tütün parasına bağlı bir yaşamdan, tarımın çözüldüğü ve sanayide ya da madende çalışmanın neredeyse tek geçim yoluna dönüştüğü bir hayata geçiş, Soma’daki dönüşümün sınıfsal zeminini de gösteriyordu.

 

13 Mayıs 2014 faciasının ardından yaşanan travmayı, işten çıkarmaları ve tazminat mücadelesini anlatan Erkankan, 2 bin 831 işçinin telefonlarına gelen bir mesajla işsiz kaldığını hatırlattı. Sonrasında tazminatlarını alabilmek için Bağımsız Maden İşçileri Sendikası’yla birlikte yürüttükleri fiili mücadeleyi, Soma’dan Ankara’ya yürüyüş girişimini, kolluk engellerini, Meclis görüşmelerini ve sonunda işçilerin haklarının kısmen ödenmesini sağlayan süreci aktardı. Ancak Erkankan’ın anlatısı yalnızca geçmiş bir mücadeleyi hatırlatmadı. Emekli maaşlarının erimesi, tarım maliyetlerinin artması ve çiftçiliğin giderek yapılamaz hale gelmesi nedeniyle emeklilerin bile yeniden çalışmak zorunda kaldığını söyledi. Bu tablo, adil dönüşüm tartışmasının yalnızca geleceğe değil, bugünün geçim krizine de bakması gerektiğini gösterdi.

Ekoloji mücadelesi ile işçi karşı karşıya mı?

Panelin soru-cevap bölümünde en çok tartışılan meselelerden biri, ekoloji mücadelesi ile maden işçilerinin pratikte karşı karşıya gelme riskiydi. Katılımcılar, çevreyi koruma talebiyle kömürün kapatılması gerektiğini savunanlarla, geçim kaynağı kömüre bağlı olan işçilerin aynı masada nasıl buluşabileceğini tartıştı. Bu tartışma, adil geçişin neden yalnızca çevre politikası değil, aynı zamanda emek politikası olduğunu gösterdi. Eğer kömürden çıkış, işçilerin kaygılarını “bilinç eksikliği” ya da “çevre karşıtlığı” gibi görürse, ekoloji ve emek birbirine karşıt iki alan gibi konumlanıyor. Oysa panelde çıkan ortak sonuç, bu karşıtlığın ancak işçilerin geçim, örgütlenme, iş güvenliği ve yerel karar süreçlerine katılım talepleriyle birlikte aşılabileceğiydi.

Şebnem Eroğlu, tartışmada beliren kamucu yaklaşım, toplumsal cinsiyet eşitliği, işçi hakları ve iş güvenliği vurgularını hatırlatarak adil dönüşümün mevcut sistem içinde mi, yoksa daha büyük bir dönüşümle mi mümkün olabileceği sorusunu yöneltti. Yücel Kurşun ise yenilenebilir enerjiye geçişin yeni maden sahaları, güneş paneli üretimi, batarya zincirleri ve küresel güneydeki emek koşullarıyla birlikte düşünülmesi gerektiğini söyledi.

Ayşe Buğra, meseleyi bölgesel planlama çerçevesinde ele almanın önemine dikkat çekti; çok sayıda insanın geçimini sağladığı bir alan sona ererken “sonra ne olacak?” sorusunun sorulmamasını ağır bir ihmal olarak değerlendirdi. Bergama Çevre Platformu Sözcüsü Erol Engel ise Bergama deneyiminde yargı kararlarına rağmen madenlerin kapatılmamasını, işçilerle köylülerin karşı karşıya getirilmesini ve sendikaların alternatifler konusunda nasıl bir arayış içinde olduğunun sorgulanması gerektiğini hatırlattı.

Çiftçi-Sen Genel Başkanı Ali Bülent Erdem’in katkısı ise tartışmayı tarım politikalarının yönüne taşıdı. Erdem, “plansızlık” denilen şeyin aslında çok uluslu şirketlerin talepleri doğrultusunda işleyen bir planlama biçimi olduğunu; küçük çiftçilerin tasfiye edildiğini, köylerin boşaltıldığını, tohumun üreticinin elinden çıktığını ve endüstriyel tarımın ekolojik krizin kaynaklarından biri haline geldiğini vurguladı. Böylece panelde adil dönüşüm tartışması, yalnızca maden işçisinin geleceğiyle sınırlı kalmadı; tarımın şirketleşmesi, küçük üreticinin tasfiyesi, yerel planlama ve gıda egemenliği sorularına da açıldı.

 

Hak mücadelesi olmadan adil geçiş olmaz

Panelin sonunda Fikret Adaman, tartışmayı büyüme odaklı kalkınma anlayışıyla ilişkilendirdi. Eğer temel hedef büyüme rakamlarını artırmaksa, enerji dönüşümü de bu hedefe bağlandığında yeni toplumsal ve ekolojik maliyetler üretmeye devam ediyor. Bu nedenle soru yalnızca hangi enerji kaynağının kullanılacağı değil; nasıl bir kalkınma, nasıl bir kamu yararı ve nasıl bir yaşam tahayyül edildiği.

Gökçe Yeniev, kamusal yararı merkeze alan bir dönüşüm talebinin ütopya değil, gerçekleşebilir bir siyasal hedef olarak düşünülmesi gerektiğini söyledi. Hülya Çeşmeci Cengiz, adil geçişin ancak gelir adaleti, temel haklara erişim ve hak mücadelesiyle anlam kazanabileceğini vurguladı. Çetin Erkankan ise ekolojiye ve yaşam hakkına sahip çıkmanın ancak ortak akıl, planlama, kamusal sorumluluk ve özelleştirmenin yarattığı açgözlülüğe karşı durmakla mümkün olacağını ifade etti.

Çelişkiler, Olasılıklar Ve Ütopyalar Arasında kültür sanat projesi, 2014’te maden faciasından sonra akademik çabaların merkezi olan Soma’daki kömürden çıkış, yenilenebilir enerjiye geçiş sürecini “çevresel adalet” kavramı etrafında ele alırken, Soma’ya yakın konumda bulunan Bergama ve Ayvalık’ta açılan yenilenebilir enerji santrallerinin yerele olan etkisini “mülksüzleştirme” kavramı etrafında tartışan transdisipliner kültür sanat projesidir.

İLETİŞİM  >

couproject.info@gmail.com

  • Orta
  • Instagram
Ekran Resmi 2026-04-26 22.31.55.png

Duygu Avcı, Ekin Çuhadar, Fikret Adaman, Gökçe Yeniev,

Günseli Baki, Hande Paker, Şebnem Eroğlu Hawskworth, Yücel Tunca

Ekran Resmi 2026-05-05 13.37.05.png

© 2026 Ne Yerde Ne Gökte Derneği

bottom of page