

İhtimal Eşikleri
5 Haziran - 28 Haziran 2026
Sanatçılar: Berna Dolmacı, Hakan Kırdar, Selin Atik, Sezgi Abalı, Talha Demiral, Tunca, Yücel Tunca, Zekiye Buğurcu
Küratör: Günseli Baki
YERLE GÖK ARASINDA I Günseli Baki
Çelişkiler, Olasılıklar ve Ütopyalar Arasında kültür sanat projesi, kömürden çıkış ve yenilenebilir enerjiye geçiş sürecini çevre adaleti kavramı üzerinden ele alırken; Bergama ve Ayvalık’ta yoğunlaşan yenilenebilir enerji yatırımlarının yerel yaşamda yarattığı dönüşümü mülksüzleştirme tartışmaları etrafında düşünmeye açıyor. Proje, kömürden çıkış sürecinde ortaya çıkacak ekonomik ve toplumsal yükün emekçiler, yerel topluluklar ve kırılgan gruplar üzerinde yeni eşitsizlikler yaratmamasını hedefleyen adil dönüşüm yaklaşımını merkezine alıyor.
Projenin akademik danışmanları tarafından sanatçılarla paylaşılan sunumlar, serginin hazırlık sürecinde çevre adaleti, mülksüzleştirme ve adil dönüşüm kavramları üzerine birlikte düşünmeye alan açtı. Soma ve Bergama’da gerçekleştirdiğimiz saha ziyaretleri ise sanatçıların bölgeye ilişkin mekânsal farkındalığını derinleştirmeyi amaçladı. Bu ziyaretler, coğrafyayla kurulan ilişkinin sadece düşünsel değil, aynı zamanda sanatçılar için duyusal bir deneyime dönüşmesini de sağladı.
Nisan ayında gerçekleştirdiğimiz saha ziyaretleri sırasında, sanatçılarla birlikte o ana kadar üzerinde düşündüğümüz pek çok kavramın zaman zaman çıkışsız bir noktada düğümlendiğini hatırlıyorum. Bu anlardan biri, Bergama’nın Koyuneli köyü yakınlarında rüzgâr enerji santrallerine yaklaşırken duyduğumuz uğultuydu. Etrafta otlayan hayvanların arasında, kayaların üzerine oturmuş, rüzgârla karışan sesi dinlerken; bitki çeşitliliğine hayran kaldığımız vadide yüzümüz, taş ocağının yeşili yardığı tepeye ve hemen önündeki güneş enerji panellerine dönüktü. Bir yanda doğanın canlılığı ve çeşitliliği, diğer yanda onu kesintiye uğratan müdahalenin izleri aynı manzaranın içinde yan yana duruyordu.
Bir diğeri ise genişleyen maden sahasının içinde kaldığı için boşaltılmak zorunda bırakılan Deniş köyüne vardığımız andı. Deniş açık ocak kömür madeni sahasına ulaştığımızda, o ana kadar gördüklerimizin yarattığı etkiden çok daha farklı bir duygunun hepimizi sardığını hatırlıyorum: Uzun süren bir sessizlik. Birbirimizle konuşmadan dakikalarca orada kaldık. Evlerin yıkıntıları arasında karşılaştığımız manzaranın, daha önce gördüğümüz hiçbir yere benzemediğini fark ediyorduk. Uçsuz bucaksızdı. Yerle gök arasında, başka bir dünyaya ışınlanmış gibiydik. Ufuk çizgisine yan yana dizilen rüzgâr enerji santralleri, uzakta ters ışıkta simsiyah görünüyordu. Kül barajları, atık sahaları ve engebeli yüzeyler ise zamanla doğal bir görünüme bürünmüş, başkalaşmıştı. Keskin hatlara sahip tepeleriyle, siyah ve bej tonlarının katman katman yayıldığı bu coğrafyaya, Deniş köyünün tarafından, baharın gelişiyle yeşermiş çimenlerin üzerinden bakıyorduk. Sanki bir eşikteydik. Yerin altı ile üstü arasındaki sınırda; emeğin, yaşamın ve geleceğin nasıl bölüşüldüğünü belirleyen bir eşikte.
Bu ziyaretlerin ardından sanatçıların ürettiği çalışmalar, İhtimal Eşikleri sergisinde bir araya geldi. Kaçınılmaz olarak da sergi, adını bir ihtimalin gerçekleşmesi için aşılması gereken kritik eşik fikrinden; bir olasılığın görünür ve kaçınılmaz hale geldiği kırılma anından alıyor. ‘Olabilir’den, ‘olması muhtemel’e geçtiği kritik bir çizgide kendine yer açıyor. Soma, Bergama ve Ayvalık hattında yoğunlaşan enerji dönüşümü, bir yanda kömürün çekildiği, diğer yanda ‘temiz enerji’nin yayıldığı bir coğrafyada, kayıp ve ihtimallerin aynı anda var olduğu eşikleri sürekli yeniden kuruyor. Bu yüzden sergide sanatçılar dönüşümü çelişkili ve katmanlı bir süreç olarak ele alıyor.
Hakan Kırdar’ın Havza çalışması, Soma’dan hareketle Türkiye’deki kömür havzalarını ortak bir emek ve geçim coğrafyası içinde düşünmeye çağırıyor. Buğdaydan üretilen ve yakılarak kömürü andıran bir yüzeye dönüştürülen tabelalar, yaşamı sürdürmek için yeraltına inmek zorunda kalan emekçilerin, yenilenebilir enerjiye geçiş sürecindeki belirsiz geleceğini görünür kılıyor. Çalışma, kömürden çıkışın ekolojik boyutunun yanı sıra sınıfsal ve toplumsal boyutunu hatırlatarak adil dönüşüme vurgu yapıyor.
Berna Dolmacı’nın Dip çalışması, organik malzemelerle kurduğu yüzeyle, doğayı kendi maddeselliği içinde yeniden düşünüyor ve doğanın dönüşerek yabancılaşmasını görünür kılıyor. Soma’daki açık maden sahalarında ya da enerji yatırımlarının dönüştürdüğü alanlarda karşılaşılan parçalanmış manzaralar gibi, bu yüzey de hem canlı hem yaralı bir yapıya sahip. Çalışma, yaşamsal ve ilişkisel varlık yerine ekonomik değere indirgenmiş bir kaynak olarak görülen doğada tahribatın en dip noktasında olduğunun altını çiziyor ve karanlık içinden bize bir pencere açarak onu tekrar hatırlatıyor.
Yücel Tunca’nın Yara adlı fotoğraf serisi, açık ocak madenlerinin dönüştürdüğü yeryüzünü canlı bir hafıza yüzeyi gibi ele alıyor. Toprağın yüzeyindeki yarıklar, kesikler ve katmanlar canlı bir dokuyu andırıyor ve müdahalenin geri dönüşsüz izlerini görünür hale getiriyor.
Selin Atik, Vaat çalışmasında, üzerinde vaat yazan kumaşları külle yıkıyor. Bunları beton kütlelerin içine yerleştirerek sıkışmış ve hareketsiz yapılara dönüştürüyor. Askıda duran bu kırılgan formlar, zamanla kendi ağırlığı altında çöken; yaşamı, hafızayı ve birlikte var olma ihtimalini taşıyamayan bir düzeni çağrıştırıyor. Çalışma, enerji dönüşümünde ya da maden sahalarının genişlemesiyle yerel halkın arazilerinin, konutlarının ellerinden zorla alındığı mülksüzleştirme sürecinin, insanın yaşadığı yerle kurduğu bağın nasıl aşındığını düşündürüyor. Çalışmaya eşlik eden videoda tekrar eden hareket ise çözümsüzlüğün üzerini örten politik dili görünür hale getiriyor.
Talha Demiral’ın Pasa çalışması, yıkımın ortasında tutunmaya çalışan kırılgan bir yaşam fikrine odaklanıyor. Pasa adı verilen atık toprağın içinde büyümeye çalışan bitki, bir iyileşme anlatısından çok belirsiz bir bekleyiş hissini taşıyor. Cam saksı, dönüşüm süreçlerinin ne kadar kırılgan ve geçici olduğunu görünür hale getiriyor. Yaşamın sürme ihtimali güçlü bir umut taşımıyor, sürekli tehdit altında olan hassas bir direnç olarak beliriyor.
Tunca’nın Hayat Altı çalışması ise madencilerin göçük anlarında hayatta kalmak için kurduğu ve “domuz damı” olarak adlandırılan destek sisteminden yola çıkıyor. İnsanların sürekli kendi güvenlik alanlarını yaratmak zorunda bırakıldığı bir düzene işaret ediyor. Enerji üretiminin ardında kalan görünmez emek biçimlerini ve dönüşüm süreçlerinin yarattığı kırılgan yaşam alanlarını görünür kılıyor.
Zekiye Buğurcu’nun Yeryüzü çalışması, tekrar eden emek döngüsünü, emekçilerin hayalleriyle birlikte ele alıyor. Yüzeyde giderek yoğunlaşan karanlık, çıkışsızlık hissini taşıyor. Yaşamı sürdürme arzusu ile tükenmişlik arasında gidip gelen bir ruh halini görünür kılıyor. Yeraltı ile yerüstü arasındaki görünmez bağı duygusal bir düzlemde yeniden kuruyor.
Sezgi Abalı’nın Şeylerin İçindeki Öz yerleştirmesi ve video çalışması, dönüşüm tartışmasını insan merkezli bir yerden çıkararak canlılar arasındaki kırılgan ilişkilere doğru genişletiyor; rüzgar türbinlerinin plansızca yerleştirildiği alanlarda, bal arılarının yönlerini kaybetmelerinden yola çıkıyor. Ekolojik döngünün bir parçasını temsil eden arılar, yönünü kaybeden bir coğrafyanın da tanıkları olarak konumlanıyor. Rüzgar enerji santrallerinin uğultusu yerine bu defa arı kovanının içinden Birago Diop’un Soluk şiirini duyuyoruz sanatçının sesinden: “Şeylerin içindeki özü dinle daha sık, sesini ateşin. Suyun. Kulak ver rüzgâra …”
İhtimal Eşikleri, enerji dönüşümünü; hafızayı, emeği, yaşam alanlarını ve canlıların birbirleriyle kurduğu ilişkileri yeniden biçimlendiren politik bir süreç olarak ele alıyor. Zamana yayılan, çoğu zaman görünmez kalan ve gündelik hayatın içine sızarak normalleşen yavaş şiddeti görünür kılarak bizi sürekli bir eşikte tutuyor; yıkım ile umut, direnç ile tükenmişlik, yeraltı ile yerüstü; insan ile diğer canlılar arasındaki sınırda. Belki de mesele, tam da yerle gök arasında salınan kırılgan eşiklerde; birbirimizle, yeryüzüyle ve diğer canlılarla nasıl adil bir yaşam kurabileceğimiz sorusunda yankılanıyor.

Get to Know Us
🟩 Sanatçıların Çelişkiler, Olasılıklar ve Ütopyalar Arasında projesi kapsamında ürettiği eserlerden oluşan, küratörlüğünü Günseli Baki’nin yaptığı “İhtimal Eşikleri” sergisi 5 Haziran'da Odeon Pergamon Kültür Sanat Alanı’nda açıldı. Sergi, proje danışmanlarının çevre adaleti, mülksüzleştirme ve adil dönüşüm kavramları üzerine birlikte düşünmeye alan açan sanatçılara yönelik seminerleri ve Nisan ayında Soma ve Bergama’da gerçekleşen saha ziyaretleri sonucunda Berna Dolmacı, Hakan Kırdar, Selin Atik, Sezgi Abalı, Talha Demiral, Tunca Subaşı, Yücel Tunca ve Zekiye Buğurcu’nun ürettiği fotoğraf, resim, video ve yerleştirmelerden oluşuyor.
Afiş tasarımı: Selin Atik, Günseli Baki
Afiş görseli: Hakan Kırdar "Havza" eserinden bir kesit.
Sergi kurulumu: Cenkhan Aksoy
Sergi prodüksiyon desteği: K2 Güncel Sanat Alanı, Ayşegül Kurtel
İmbat Madencilik Emekçileri
Fotoğraf ve Videolar: Yücel Kurşun
Sergi turu fotoğrafları: Ümit Kıvanç
Saha Ziyaretleri Desteği: Soma Belediyesi, Sarı Denizaltı Sanat İnisiyatifi
Sergi Görevlileri: Ebru Savcı, Hüseyin Savcı
Sergi Açılışı Fotoğrafları: Yücel Kurşun
Sanatçılarla Sergi Turu Fotoğraflar: Ümit Kıvanç

Berna Dolmacı
1994 yılında Akşehir’de doğmuştur. 2014-18 yıllarında DEÜ-GSF Resim Bölümü Ana Sanat Dalı’’ndan birincilikle mezun olan Dolmacı, 2019-23 yıllarında DEÜ-GSE Resim Bölümü Ana Sanat Dalı’nda yüksek lisans eğitimini ‘’1960 sonrası Çağdaş Sanatta Ekolojik Yaklaşımlar’’ isimli tezi ile mezun olmuştur. İzmir’de yaşayan ve üreten sanatçının çalışmalarının en temelinde eskiz defteri pratiği yer almaktadır. Oluşturduğu bu görsel günlükler daha sonra farklı malzemelerle imge oluşturma isteğiyle kolaj tekniğine doğru evrilmiştir. 2017 yılından itibaren defterin dışına çıkıp, endüstriyel boyaların yanı sıra organik malzemelerle renklendirdiği ve tekstür oluşturduğu atık kağıtlarla büyük kolajlar üretmeye başlamıştır. 2018 yılından bu yana kolajların mekanla bağlantısı giderek güçlenmiş, süreç odaklı kamusal alanlarda büyük enstalasyonlar, mekân kaplamaları olarak kendilerini göstermişlerdir. 2019 yılından bu yana çalışmalarını ekolojik temelli sanat anlayışı ile üretmektedir. 2020 yılından itibaren seçmiş olduğu arazilerde belli periyotlarda konaklayarak çalışmalarını üretir hale gelmiştir.

Hakan Kırdar
1963 yılında Aydın'da doğdu; 1985 yılında İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Uygulamalı Sanatlar Bölümü’nü bitirdi. İzmir ve İstanbul’da grafik tasarımcı ve sanat yönetmeni olarak çalıştı. 2000-2013 yılları arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 2006 yılında Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Bölümü lisansüstü programından “Çağdaş Sanatta Toplumsal Cinsiyet/Beden Sanatı ve Performans” konulu master tezi ile mezun oldu. K2 sanatçı inisiyatifi ve Güncel Sanat Merkezi'nin kurucuları arasında yer aldı. K2 Sanat Derneği'nin üyesidir. İzmir Kültür Platformu Girişimi'nin sanatçı bileşenidir. Tohum Sanat İnisiyatifi'nin kurucusudur; Tohum Kültür Sanat Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütmektedir. ArtBtg Sanat Danışmanlığı şirketinde danışman ve sanat yönetmeni olarak çalışmaktadır. Aynı zamanda ulusal düzeyde sergilerin yapımını da üstlenen sanatçı, çalışmalarında yaşadığı coğrafyanın tarihi üzerinde yoğunlaşarak, çağrışımlara dayalı görsel imgeler geliştirir. Bu imgeleri farklı tekniklerle, değişik form arayışlarının odağına yerleştiren sanatçı, özellikle mekâna özgü yerleştirmelerinde tarih, kimlik, aidiyet ve bellek kavramlarını “çok katmanlı“ çerçeveler içine alır.
Selin Atik
Selin Atik, İzmir’de yaşayan, disiplinlerarası çalışan bağımsız bir görsel sanatçı ve tasarımcıdır. Çalışmalarının ana ekseni, kimliğin bellek aracılığıyla nasıl şekillendiğini sorgulayan konular etrafında şekillenir. Farklı malzemeler, video, ses kayıtları ve metin temelinde çok katmanlı işler üretir. Türkiye’de ve yurt dışında çeşitli proje, sergi ve iş birliklerinde yer almış, yer aldığı katılımcı sanat odaklı projeler ile de üretim dilini zenginleştirmiştir. Son yıllarda tasarım alanındaki iş ve iş birlikleri, Milano ve Miami'de sergilenmiştir. 2018’den beri sıkça işbirliği yaptığı PASAJ Bağımsız Sanat Alanında yürütücü olarak yer almaktadır. 2023 yılında yerleştiği Urla-İzmir’de faaliyetlerini sürdüren TOHUM Sanat Alanının kurucu üyeleri arasındadır.
Sezgi Abalı
Sezgi Abalı metin, fotoğraf, video, yerleştirme ve ses üzerinden ilerleyen üretimlerinde mekânı
yalnızca bir sergileme alanı olarak değil, duyusal temasların canlı bir parçası olarak ele alır. Deneyim odaklı işlerinde kişiler, şeyler, hafıza, zaman ve bunların karşılaşma hâllerini araştırır. Pratiğini hem sanatsal hem de küratöryel olarak sürdürürken, kavramsal olanın sezgisel ve duyusal olanla birlikte hareket ettiği deneyim alanları yaratır. 2011- 2016 yılları arasında kurucularından olduğu sanat inisiyatifi halka sanat projesi ile birlikte düşünmüş ve üretmiştir. Türkiye’de ve yurt dışında çeşitli proje, sergi ve iş birliklerinde yer almıştır. Halen İzmir Urla’da yaşamakta ve kişisel üretimlerinin yanında, eş- kurucularından olduğu TOHUM Sanat Alanı ile birlikte kolektif ve küratöryel çalışmalarını sürdürmektedir. Seçilmiş sergileri arasında “Hatırlama Defteri”, Bayetav Sanat, İzmir, 2026; ”Hafızamda Urla: Akpınar Deresi Çalışmaları”, TOHUM Sanat Alanı, Urla/İzmir, 2025/2026; “Hatırlama Defteri”, Odeon Pergamon, Bergama, İzmir, 2025; ”Bulut-Kaldırım Taşı-Islık”, TOHUM Sanat Alanı, Urla/İzmir, 2024; Unus Multorum, Plas Bodfa, Galler, UK, 2021; “Billboard İstanbul” 2020; “Bize Ait Bir Oda”, ARK Kültür, İstanbul, 2017; “Her Anıyla Alıntılanan Geçmiş: Walter Benjamin’in Tarih Kavramı Üzerine Bir sergi Denemesi”, DEPO, İstanbul, 2016; “Uykusuzlar Atlası”, halka sanat projesi, İstanbul, 2016; “Haksız Tahrik”, Hafriyat Karaköy, İstanbul, 2009 sayılabilir. Eserlerinden bazıları Saruhan Doğan koleksiyonunda yer almaktadır.

Talha Demiral
Talha Demiral 1992 yılında İzmir’de doğdu ve İzmir’de yaşıyor. Sanat eğitimine 2013 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde başladı. Resmi merkeze alarak farklı sanat disiplinleriyle uğraşan sanatçı, resimlerinde kavramsal yaklaşım ve klasik bir uslup arasındaki dengeyi yakalamaya çalışıyor. Konu aldığı resimlerde kağıt ve beton plakalar gibi farklı malzemeler kullanıyor. Eserlerinde çoğu zaman kendi çektiği fotoğraflardan yola çıkan sanatçı, zaman zaman dramatik zaman zaman ise ironik bir atmosfer yaratmaktadır.
Son dönem sergileri: 2019- Darağaç 4 “LÜZUM” / Darağaç, 2021- Tepenin Sonundan Sonra / Darağaç, 2022- Ecoexist Grup Sergisi / Cleantech Hub, 2022- Ecoexist Grup Sergisi / Cleantech Hub, 2023- Atelier Misafir Sanatçı Programı ve Sergi / GoyaHub, 2023- İDEA23 ,Pakt /Çamtepe yaşam merkezi, 2024- İzmir Akdeniz Bienali, AynıSuya Bakmak / Atlas pavyonu, 2024-2nd Kommagene Biennial “Rising”, 2024-Kıyıda, İskele sergileri , KABO

Tunca
1982, İzmir. Mimar Sinan GSF Resim Bölümü mezunu olan TUNCA, 2000’li yılların başından itibaren kâğıt, tuval, heykel, enstalasyon, video ve performans gibi farklı mecralarda üretim yapmaktadır. Sanat pratiği tarihsel bellek, kültürel kimlik ve politik olgular etrafında şekillenir. Çalışmalarında resmi tarihlerden bireysel hikâyelere uzanan bir hatta, hafızanın katmanlarını araştırır; belgesel anlatımın ötesine geçerek, sanatsal pratiği içinde tanıklık kavramını sorgular. 2014’ten beri gastronomi ve sanat bağlamında eserler ve performanslar da üretmektedir. İstanbul Gastro Ekonomi Zirvesi, Bozcaada Yerel Lezzetler Festivali, Bozcaada Gathering gibi etkinliklerde konuşmalar, sunumlar ve atölyeler gerçekleştirmiştir. Eserleri İstanbul Modern, Proje 4L Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi, Evliyagil Müzesi, Baksı Müzesi ve Odunpazarı Modern Sanat Müzesi gibi sanat kurumlarının koleksiyonlarında bulunmaktadır. Yakın dönem kişisel sergileri: “Muhatabı Olmayan Mutfak” (İmalat-Hane, Bursa, 2024), “Bedbahtlıklar ve Yeni Hazlar” (Galerist, İstanbul, 2021) ve yakın dönem grup sergileri: “Ferahfeza” (OMM, Eskişehir, 2025), “Aşikâr Hareketlerin Gizli Hâlleri” (Bilsart, Istanbul, 2024), “İki Güneş Altında” (OMM, Eskişehir, 2023) Sanatçı, 2017’de Cité Internationale des Arts (Paris), 2018’de Artport (Tel Aviv) ve 2022’de Saha Studio misafir sanatçı programlarına davet edilmiştir. TUNCA, İstanbul ve Ayvalık’ta yaşıyor ve üretiyor.
Yücel Tunca
Belgesel fotoğrafçı, araştırmacı ve eğitimcidir. 1987-2007 yılları arasında basın fotoğrafçısı ve fotoğraf editörü olarak dergi ve gazetelerde çalıştı. 1996-2018 yılları arasında çeşitli üniversite, vakıf, dernek ve özel kurumlarda belgesel başta olmak üzere fotoğrafın farklı alanlarında düzenli dersler verdi. 2004-2017 yılları arasında faaliyet gösteren Galata Fotoğrafhanesi ve Fotoğraf Vakfı'nın kurucu, yönetici ve öğretici ekibi içinde yer aldı. Aynı dönemde fotoğraf alanında dergi ve kitap yayınları gerçekleştirdi. 1996-2016 yılları arasında İstanbul Saydam Günleri, UlisFotoFest, Belgesel Fotoğraf Günleri gibi fotoğraf festivallerinin koordinatörlüğünü yaptı. Kişisel üretiminde, gündelik hayatın içinden görsel metaforlar oluşturduğu tekil fotoğrafların yanı sıra toplumsal ve siyasi hayatın dönüşüm noktalarını mercek altına alan uzun soluklu, araştırmaya dayalı belgesel fotoğraf serileri ve web belgeseller öne çıkmaktadır. Çalışmalarına 2017'den bu yana Bergama'da, kurucularından olduğu Sarı Denizaltı Sanat İnisiyatifi'nde devam ediyor. Ayrıca yine kurucularından olduğu Odeon Pergamon Kültür Sanat Alanı ve Fotoğraf İnsanları Dayanışma Ağı kapsamındaki kolektif üretim süreçlerinde aktif olarak yer alıyor.
Zekiye Buğurcu
1983 İzmir doğumlu görsel sanatçıdır. Lisans eğitimini Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliği bölümünde tamamladı. Ardından, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Sanat ve Tasarım programından mezun oldu. Deneysel sinema, dijital video ve kamusal alanda gerçekleştirdiği performatif duvar resimleri arasında çok disiplinli bir üretim pratiği sürdürmektedir. “Dülger’in Ağacı” ve “Eldiven” adlı kısa filmleri çeşitli festivallerin seçkilerinde yer aldı. 2017 yılından bu yana kamusal alanda ürettiği performatif duvar resimleri, sanatçının pratiğinin merkezinde yer alır. Bu çalışmalarda ana malzeme olarak füzen gibi ilkel bir materyali kullanan sanatçı, desen pratiğine dayalı jestüel , bilinç-akışı temelli, arkaik bir vizyonu benimser. Çoğu zaman bu performatif süreci kaydetme ihtiyacı nedeniyle ilkel bir pratik ile dijital medya arasında iki uçlu bir ifade alanı oluşur. 2017-2019 yılları arasında kurucu üyelerinden olduğu Yüksek Oda’nın yürütücü ekibinde yer aldı. Sanatçı, çeşitli kolektif ve proje temelli üretimlerin yanı sıra 2021 yılından bu yana Mahal Aura projelerinin yürütücü ekibinde çalışmalarını sürdürmektedir.
Günseli Baki / küratör
Görsel sanatçı ve sanat projeleri yöneticisidir. Üretiminde ağırlıklı olarak hafıza/mekân, kent/birey ve toplumsal cinsiyet meselelerine odaklanır. Beden ve cinsiyet temalı çalışmalarında, cinsiyet kimliğinin inşasında geçmiş deneyimlerin ve içselleştirilen davranışların hafızada bıraktığı izleri araştırır. Hafıza ve mekân üzerine gerçekleştirdiği görsel ve metinsel üretimler; arşivlerden beslenen, sanatsal araştırma odaklı çalışmalara dayanır. Fotoğraf, metin, video ve kolajı ifade araçları olarak kullanır. Bireysel üretiminin yanı sıra kolektif üretim süreçlerine ve disiplinlerarası işbirliklerine odaklanan sanat projeleri geliştirir ve yürütür. Sanat üretimini araştırma, bir araya gelme, paylaşma ve birlikte düşünme süreçleri üzerinden kurulan kolektif bir alan olarak ele alır. Farklı disiplinlerden sanatçılar, araştırmacılar ve kültür-sanat aktörleriyle sergi, kamusal program, atölye ve araştırma temelli projelerin geliştirilmesi, koordinasyonu ve sanat yönetimini üstlenir. Çalışmalarını İzmir’de kurucularından biri olduğu Sarı Denizaltı Sanat İnisiyatifi ve Odeon Pergamon Kültür Sanat Alanı’nda sürdürmektedir. İstanbul Toplumsal Cinsiyet Müzesi’nde sanat yönetmeni olarak çalışmaktadır. Bağımsızlar ve Vatoz Platform gibi kolektif kültür-sanat alanlarına gönüllü yürütücü olarak destek vermektedir.
































































